Akciğer kanseri nedir?

Akciğer kanseri, tüm kanserler gibi, vücudun temel hayat birimi olan hücre anormalliğinden kaynaklanır. Normalde, vücut, hücrelerin büyümesi üzerinde bir kontrol ve balans sistemi oluşturur, böylelikle hücreler sadece yeni hücrelere ihtiyaç duyulduklarında, yeni hücreler üretmek üzere ayrılırlar. Hücrenin büyümesi üzerindeki bu kontrol ve balans sisteminin bozulması neticeninde, ur denilen bir kütle oluşturan kontrolsüz ayrılma ve hücre çoğalması görülür.

Tümörler iyi huylu veya kötü huylu olabilir; “kanser” den söz ettiğimizde, kötü huylu olan tümörleri kastediyoruz. İyi huylu tümörler çoklukla çıkarılabilir ve vücudun diğer bölgelerine dağılmaz. Diğer taraftan kötü huylu tümörler çoğunlukla başlangıçta saldırgan olarak büyürler ve ur hücreleri kan dolaşımına veya lenfatik sisteme girebilir ve daha sonra vücudun diğer bölgelerine dağılabilir. Bu dağılma süreci metastaz olarak adlandırılır; bu uzak bölgelerdeki ur büyümesi alanlarına metastazlar denir. Akciğer kanseri oluştuktan sonra çok dağılır veya metastaz yapmaya eğilimli olduğu için, hayatı tehdit eden bir kanserdir ve rehabilitasyonunda en zor olan kanserlerden biridir. Akciğer kanseri vücudun rastgele bir uzvuna dağılabilirken, kimi bölgeler, bilhassa adrenal bezler, karaciğer, beyin ve kemikler akciğer kanseri metastazı için en yaygın alanlardır.

Akciğer bu arada vücudun diğer bölgelerindeki kötü huylu tümörlerin metastazı için çok uygun bir bölgedir. Tümör metastazları, özgün (primer) tümörle aynı hücreler türünden oluşur. Sözgelimi prostat kanseri kan dolaşımı yoluyla akciğerlere dağılırsa akciğerde metastatik prostat kanseri olur ve akciğer kanseri değildir.

Akciğerlerin başlıca işlevi, soluk aldığımız hava ile kan arasında gaz alışverişi yapmaktır. Akciğer yoluyla karbondioksit kan dolaşımından çıkarılır ve oksijen kan dolaşımına girer. Sağ akciğerde üç lob bulunurken, sol akciğer iki loba bölünmüştür ve sağdaki orta lobun karşılığı olan lingula isimi verilen küçük bir yapıdır. Akciğerlere giren başlıca hava yolları, soluk borusundan sonra bronşlardır. Bronşlara giden küçük hava yollarına bronşiol denir ve gaz alışverişi alveol denilen küçük keseciklerle sonuçlanır. Akciğerler ve göğüs duvarı plevra isimi verilen ince bir tabaka ile örtülür.

Akciğer kanseri akciğerin rastgele bir yerinde ortaya çıkabilir, ancak akciğer kanserlerinin % 90-95’i epitel hücrelerinden, daha büyük ve daha küçük hava yollarını (bronş ve bronşiolleri) astarlayan hücrelerden ortaya çıkar; Bu yüzden akciğer kanserlerine bazen bronkojenik kanserler veya bronkojenik karsinomlar denir. (Karsinoma kanser için başka bir terimdir.) Kanserler de plevradan (mezotelyoma olarak adlandırılır) veya seyrek akciğerlerdeki dokuların desteklenmesinden (sözgelimi kan damarları) ortaya çıkabilir.

Akciğer kanserinin nedenler ve riziko etmenleri nelerdir?

Sigara içmek

Akciğer kanseri, sigara içimi ile kuvvetle ilişkilidir ve akciğer kanserlerinin takriben % 90’ı tütün kullanımı neticesi ortaya çıkar. Akciğer kanseri rizikosu, içilen sigara sayısı ve sigaranın içme müddeti ile beraber artar. Sigara içmek gibi riziko yüksek olmasa da pipo ve puro içme de akciğer kanserine kapı aralayabilir. Bu yüzden, günde bir paket sigara içen birinin sigara içmeyenlerden 25 kat daha fazla olan akciğer kanseri gelişimine yönelik bir rizikosu olsa da, pipo ve puro içicileri sigara içmeyenlerden takriben beş kat daha fazla bir akciğer kanseri rizikosu taşırlar.

Tütün dumanı, kansere kapı aralayan 4000’in üzerinde kanserojen kimyevi bileşik içerir. Tütün dumanında bulunan iki ana kanserojen madde, nitrosaminler ve polisiklik aromatik hidrokarbonlar olarak bilinir. Akciğer kanseri gelişme rizikosu normal hücreler büyüdükçe ve akciğerdeki hasar gören hücrelerin yerini doldurduğundan sigarayı bıraktıktan sonra her sene azalır. Sigara içenlerde akciğer kanseri gelişme rizikosu, sigarayı bıraktıktan takriben 15 sene sonra sigara içmeyenlere yaklaşma eğilimindedir.

Pasif içicilik

Pasif sigara içme veya tütün kullanmanın sigara içen kişilerle yaşadığı veya çalıştığı bölgeleri paylaşan sigara içiciler tarafından teneffüs edilmesi akciğer kanseri gelişiminde bariz bir riziko etkenidir. Riziko, maruz kalma derecesine (maruz kalınan sene sayısı ve içilen sigaranın sayısı) göre ikinci el dumana dönüşmektedir.

Asbest liflerine maruz kalma

Asbest lifleri, asbeste maruz kaldıktan sonra akciğer dokusunda ömür boyu sürecek olan silikat lifleridir. Asbest, geçmişte hem termik hem de akustik yalıtım olarak yaygın olarak kullanılmaktaydı. Bugün, asbest kullanımı, bir hayli ülkede hudutlu veya yasaklanmıştır. Hem akciğer kanseri hem de mezotelyoma (akciğerin plevrasında kanser ve bu arada abdominal boşluğun periton olarak adlandırılması) asbeste maruz kalma ile ilişkilidir. Sigara, asbeste maruz kalan işçilerde akciğer kanseri geliştirme rizikonunu büyük ölçüde artırır.

Radon gazına maruz kalma

Radon gazı natürel radyoaktif bir gaz olup, uranyumun natürel bir bozunum ürünü olup iyonize ışınım yayar. Radon gazı, akciğer kanseri rizikonunu arttırır. Asbest maruziyetinde olduğu gibi radon gazı maruziyetine eşlik eden sigara, akciğer kanseri rizikonunu büyük ölçüde artıracaktır. Radon gazı görünmez ve kokusuzdur, ancak kolay test2 kitleri ile belirleyebilir.

Ailesel yatkınlık

Akciğer kanserlerinin çoğunluğu sigara içimi ile ilişkiliyken, tüm sigara içicilerinin nihayetinde akciğer kanseri gelişmediği gerçeği, ferdi genetik yatkınlık gibi diğer etmenlerin akciğer kanserinde rol oynayabileceğini düşündürmektedir. Birçok çalışma, akciğer kanserinin genel popülasyondan daha çok, akciğer kanseri geçirenlerin akraba ve sigara içmeyen akrabalarında görülme ihtimalinin daha yüksek olduğunu göstermiştir. Bu riskin ne kadarının paylaşılan etrafsal etmenlerden (sözgelimi sigara içilen bir hane gibi) ve genetik riski ne kadar ilişkili olduğu açık değildir. DNA onarımına müdahale eden genler gibi belirli genleri devralan insanlar çeşitli kanser türleri için daha büyük risk altında olabilir. Akciğer kanserinde artmış genetik riski bulunan kişileri tanımlayan testler, rutin kullanım için daha mevcut değildir.

Akciğer hastalıkları

Akciğerin belirli hastalıklarının, bilhassa de Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) varlığı, eşlik eden akciğer kanseri gelişiminde riski arttırır. Akciğer fibrozu (akciğerin skarlasması) riski yaklaşık yedi kat arttırdığı görülmektedir ve bu risk sigara içimi ile ilişkili görünmemektedir.

Akciğer kanseri öyküsü

Küçük hücreli akciğer kanserlerinden kurtulan kişilerde, ikinci akciğer kanseri gelişim riski yılda % 6’ya yaklaşmaktadır.

Hava kirliliği

Araçlardan, endüstriden ve enerji santrallerinden meydana gelen hava kirliliği, maruz kalmış fertlerde akciğer kanseri gelişme ihtimalini artırabilir. Akciğer kanseri ölümlerinin % 1 – 2’sine kadar olan bölümünde kirli havanın solunması söz konusudur. Yüksek oranda kirli havaya uzun müddet maruz kalmanın pasif sigara içilmesine benzer bir akciğer kanseri gelişim rizikosu taşımaktadır.

Dizel egzosuna maruz kalma

Dizel motorlardan çıkan egzoz gazları, müesseseden (partiküler madde) oluşur. Kamyon sürücüleri, fiyatlı kabin personeli, forklift ve diğer ağır makine operatörleri, demiryolu ve rıhtım işçileri, madenciler, garaj işçileri ve mekaniği ve kimi tarım işçileri gibi pek çok meslek sıklıkla dizel egzozuna maruz kalmaktadır. Dizel egzozuna maruz kalan işçiler üzerindeki araştırmalar, akciğer kanseri gelişme rizikonunda küçük ancak ehemmiyetli bir artış göstermiştir.

  • Cihat Özgen Cihat Özgen

Akciğer Kanseri Nedir? Etkenleri Nelerdir